Bir Dosyanın İçinde Başlayan Merak
Kayseri’de kışın sabahları hep biraz sert olur. Camın kenarına oturup dışarıyı izlediğimde, sanki şehir nefesini tutmuş gibi gelir bana. O gün de öyleydi. Elimde ince bir dosya, içinde sıradan fotokopiler, birkaç resmi yazı… Ama benim içimde büyüyen şey sıradan değildi.
25 yaşındayım. Günlük tutmayı bırakmadım hiçbir zaman. Belki de hayatı anlamlandırmanın tek yolu buymuş gibi geliyor bana: yazmak, düşünmek ve bazen aynı cümleyi defalarca kurmak.
O sabah valilikten gelen bir evrakı teslim etmek için dışarı çıkmıştım. Sıradan bir iş gibi görünüyordu. Ama o koridorlara her girdiğimde içimde garip bir heyecan oluşuyor. Sanki her kapının arkasında başka bir hayat, başka bir karar, başka bir hikâye varmış gibi.
Koridorlarda yürürken zihnimde bir soru dönüp duruyordu: “Vali yardımcısını kim atar?”
Bunu ilk kez yüksek sesle söylememiştim. Ama içimde yıllardır biriken bir merakın adıydı bu.
Valilik Koridorlarında Bir Sabah
Valilik binasına girdiğimde o tanıdık koku karşılıyor beni. Resmiyetin kokusu desem garip olur ama başka bir tanım bulamıyorum. Temiz, düzenli ama biraz da mesafeli bir hava.
Güvenlikten geçerken kısa bir selam veriyorum. Artık yüzüm tanınıyor. Küçük bir şehirde çalışmanın böyle bir yanı var; insanlar seni hatırlıyor ama sen kendini hâlâ “yeni başlamış” gibi hissediyorsun.
O gün koridor biraz daha kalabalıktı. Elinde klasörlerle koşuşturan memurlar, fısıltıyla konuşan iki kişi, bir odanın önünde bekleyen yaşlı bir adam…
Ben ise sadece dosyayı teslim edip çıkmayı planlıyordum. Ama planlar bazen insanın içindeki sorulara yenilir.
Tam o sırada, kapısı yarı açık bir odadan yükselen cümle kulağıma çalındı:
“Bu atama İçişleri Bakanlığı üzerinden gelmiş.”
Durup kaldım.
İçimde bir şey kıpırdadı.
O An Aklıma Takılan Soru
Vali yardımcısı… Yani şehirde validen sonra gelen en önemli idari görevlerden biri. Ama kim seçiyor bunu? Kim karar veriyor?
Dosyayı teslim ettiğimde bile aklım orada kalmıştı. Masaya bıraktığım kâğıtların sesi bile uzak geliyordu.
Çıkışta merdivenlere oturdum. Telefonumu çıkardım ama bakmadım. Sadece düşündüm.
“Vali yardımcısını kim atar?”
Bunu bilmemek bir eksiklik gibi değil, daha çok içimde büyüyen bir merakın kapısıydı. Çünkü o an fark ettim ki, şehir dediğimiz şey sadece binalardan oluşmuyor. Arkasında görünmeyen bir düzen var. Ve ben o düzenin tam ortasında küçük bir iz sürüyordum.
Vali Yardımcısını Kim Atar? O Sorunun Peşinde
O soruyu ilk kez gerçekten yüksek sesle kendi kendime söyledim:
“Vali yardımcısını kim atar?”
Sesim merdiven boşluğunda yankılandı. Sanki bina bile soruyu ciddiye aldı.
O an içimde iki duygu aynı anda vardı: merak ve hafif bir hayal kırıklığı. Çünkü bazı şeyleri bilmediğimi fark etmek, beni her zaman biraz sarsar. Ama aynı zamanda öğrenme isteği de doğurur.
Kendime kızdım biraz. “Bu kadar yıl burada yaşayıp bunu nasıl tam bilmezsin?” dedim içimden. Ama sonra bunun normal olduğunu da kabul ettim. İnsan bazen en çok yaşadığı şeyleri en az bilir.
Vali yardımcısı denince aklıma hep ciddi yüzler, toplantılar, dosyalar, imzalar geliyor. Ama o makamın arkasında bir sistem olduğunu hiç bu kadar net düşünmemiştim.
Ve o gün, o soru içimde bir çivi gibi sabitlendi.
Görünmeyen Bir Düzen
Şehirde her şeyin bir akışı var. Sabah işe giden insanlar, akşam evine dönenler… Ama bir de bu akışın üstünde başka bir katman var. Kararlar, atamalar, görev değişiklikleri…
Ben o katmana hiç bu kadar yakından bakmamıştım.
Vali yardımcısı gibi bir görev, sadece bir isim değil aslında. Bir sorumluluk zincirinin halkası. Ama bu halkayı kimin taktığını bilmek, o zincirin nasıl kurulduğunu anlamak demekti.
Ve ben anlamak istiyordum.
İçişleri Bakanlığı, Ankara ve Görünmeyen Zincir
Tavsiye Ettiğimiz İçerik: Türkiye'ye en uzak ülke hangisidir ?
Ertesi gün yine valiliğe gitmem gerekti. Bu kez daha uzun kaldım. Kahvemi alıp bekleme salonuna oturdum. İnsanları izledim.
Bir görevli yanıma yaklaştı. Belli ki meraklı bakışlarım dikkat çekmişti.
“Bir şey mi öğrenmek istiyorsun?” dedi.
Bir an duraksadım. Sonra sorumu söyledim:
“Vali yardımcısını kim atar?”
Gülümsedi. “İçişleri Bakanlığı atar. Cumhurbaşkanının onayıyla yürür süreç,” dedi.
O an içimde bir şey yerine oturdu.
Demek ki şehirde gördüğüm o düzen, Ankara’dan başlayan bir zincirin devamıydı. Valiler, vali yardımcıları… Hepsi belli bir hiyerarşinin içinde yer alıyordu.
Ama beni asıl etkileyen bu bilgi değildi.
Beni etkileyen şey, bunun ne kadar büyük bir sistem olduğuydu. Ve benim bu sistemin içinde sadece küçük bir gözlemci olmamdı.
Bir an kendimi çok küçük hissettim.
Ama garip bir şekilde bu küçüklük kötü değildi. Daha çok huzur vericiydi.
Hayatın Büyük Haritası
O gün eve dönerken otobüs camından dışarı baktım. Kayseri’nin sokakları, insanlar, dükkanlar… Hepsi yerli yerindeydi.
Ama artık farklı bir şey görüyordum.
Her şeyin arkasında görünmeyen bir plan, bir düzen vardı.
Ve o düzenin içinde benim gibi insanlar sadece küçük parçalar olsa da, yine de önemliydik.
Çünkü sistem ne kadar büyük olursa olsun, onu ayakta tutan küçük adımlardı.
Kendi Hayallerim ve Kırılgan Umudum
O gece günlüğümü açtım. Uzun süre boş sayfaya baktım.
Sonra yazmaya başladım:
“Bugün vali yardımcısını kim atar sorusunun cevabını öğrendim.”
Ama yazıyı burada bırakmadım.
Çünkü aslında öğrendiğim şey sadece bu değildi.
İçimde bir şey değişmişti. Kendimi daha bilinçli, ama aynı zamanda daha kırılgan hissediyordum. Sanki dünya büyümüş, ben onun içinde biraz daha küçülmüştüm.
Ama bu küçüklük beni korkutmadı.
Aksine, bir gün bu sistemin içinde daha fazla yer alabileceğimi düşünmek bile içimi ısıttı.
Hayal kurmayı hiç bırakmadım. Belki de bu yüzden bu şehirde kalabiliyorum.
İçimdeki Sessiz Karar
O gün kendime sessiz bir söz verdim.
Sadece izleyen biri olmak istemiyordum.
Anlayan biri olmak istiyordum.
Vali yardımcısını kim atar sorusu artık sadece bir bilgi değildi benim için. Bir kapıydı. O kapıdan içeri bakmıştım bir kez.
Ve artık geri dönmek istemiyordum.
O Gün Anladığım Şey
Aradan günler geçti. Ama o soru hâlâ zihnimde yerinde duruyor.
“Vali yardımcısını kim atar?”
Cevabı artık biliyorum: İçişleri Bakanlığı, Cumhurbaşkanının onayıyla.
Ama asıl mesele bu değil.
Asıl mesele, bir sabah sıradan bir dosyayla çıktığım yolda, kendimi bambaşka bir düşüncenin içinde bulmam.
Hayat bazen böyle oluyor. Küçük bir soru, büyük bir farkındalığa dönüşüyor.
Kayseri’nin soğuk sabahlarında yürürken artık şunu daha iyi hissediyorum: Her şeyin bir düzeni var, ama o düzeni anlamak da bir yolculuk.
Ve ben hâlâ o yolculuğun en başındayım.
Bu yazımızda “Vali yardımcısını kim atar” konusunu tüm detaylarıyla ele aldık. Fitnews sayfamızı takip etmeye devam edin!