Adnan Menderes Ne İle Suçlandı? Tarihsel Bir Analiz Bir tarihçi olarak, geçmişin sadece bir zaman dilimi değil, bugüne ışık tutan bir öğretmen olduğuna inanırım. Geçmişte yaşanan olaylar, bazen çok uzak gibi görünse de, günümüzle birçok benzerlik taşıyan dinamikler barındırır. Bu yazıda, Türk siyasetinin önemli figürlerinden Adnan Menderes’in suçlanma sürecine odaklanacak, bu tarihi kırılma noktasını anlamaya çalışarak, geçmişin günümüze nasıl bağlandığını sorgulayacağız. Adnan Menderes, Türkiye Cumhuriyeti’nin 27. Başbakanı olarak 1950’lerden 1960’a kadar ülkede önemli bir siyasi figürdür. Demokrat Parti’nin lideri olan Menderes, bir dönemin siyasi değişimlerinin simgesi haline gelmişti. Ancak 1960 yılında gerçekleşen askeri darbe ve sonrasında Menderes’in suçlanması, hem siyasi…
Yorum BırakKategori: Makaleler
Bir Sosyoloğun Gözünden Kristal Hidrat: Maddenin, Bedenin ve Toplumun Su ile İmtihanı Bir sosyolog olarak maddenin yapısına baktığımda, orada yalnızca kimyasal bir düzen değil, insanın toplumsal örgütlenmesini andıran bir düzen de görürüm. “Kristal hidrat” kavramı da bana hep bunu düşündürür: su moleküllerinin bir kristal yapıya bağlanması, tıpkı bireylerin bir toplumsal sistem içinde yer bulması gibidir. Maddenin kimyasıyla toplumun yapısı arasındaki bu benzerlik, bize hem fiziksel hem de sosyolojik bir gerçekliği hatırlatır — hiçbir yapı, bağlarını kaybetmeden var olamaz. Kristal Hidrat Nedir? Maddenin Toplumsal Yapısı Kimyasal olarak kristal hidrat, iyonik bir bileşiğin kristal yapısında belirli sayıda su molekülü içermesiyle oluşur. Bu…
Yorum Bırakİstihkâm Etmek Nedir? Sadece Duvar Örmek Değil, Yarını Tasarlamaktır Kabul edelim: “güvenlik” deyince aklımıza kapılar, kilitler, bariyerler geliyor. Oysa istihkâm etmek—eski bir kelime, ama hâlâ diri—yalnızca duvar yükseltmek demek değil; kırılgan olanı güçlendirmek, riskleri gözeterek sistemi dayanıklı kılmak demek. Bugün bir şirketi, bir şehri, bir topluluğu ayakta tutan şey, kalın betonlar değil; akıllı, esnek ve etik temellerdir. Peki “İstihkâm etmek nedir?” sorusuna hâlâ sadece hendek ve sur mu diyeceğiz, yoksa veri merkezlerinden zihinsel sağlığa kadar geniş bir alanda yeniden mi tanımlayacağız? İstihkâm, fiziksel tahkimatın ötesinde; süreçleri, ilişkileri ve anlamı güçlendiren çok katmanlı bir dayanıklılık tasarımıdır. Kökenler: Arapçadan Osmanlı’ya, Askerî Tahkimattan…
Yorum BırakÇam Kese Böceği Nasıl Bir Şey? Abartıyı Bırakalım, Gerçeklerle Yüzleşelim “Çam kese böceği masum bir tırtıl mı, yoksa şehirlerimizin görmezden geldiği bir halk sağlığı sorunu mu?” Benim cevabım net: ikisi birden. Hem orman ekosistemlerinin bir parçası, hem de yönetilemediğinde okul bahçelerini, parkları ve evcil hayvanlarımızı riske atan ciddi bir tehdit. Üstelik tartışmanın iki ucu da sorunlu: Panikle “yok edelim” diyenlerle, “doğa bu, karışmayalım” diyenler aynı hatayı yapıyor—veriye dayalı, akılcı bir yönetim yerine ezbere konuşuyorlar. Uyarı: Çam kese böceğinin tırtılları üzerindeki urtikan tüyler, insanlarda ve hayvanlarda deri döküntüsü, kaşıntı, göz ve solunum yolu irritasyonuna yol açabilir. Özellikle köpekler için ciddi risk…
Yorum BırakHısım Akraba Kime Denir? Felsefi Bir Bakışla İnsan İlişkileri “Kimdir o yakın insan?” Bazen, birinin hayatımızdaki yeri hakkında düşündüğümüzde, ilişkimizin doğası hakkında derinlemesine sorular sorarız. Her insanın yaşamı, başka insanlar ile örülü bir ağdan ibarettir. Akraba, yakın dost, hısım, bu ağdaki bağların çeşitleridir. Ancak, bu bağlar nedir? Hangi koşullar altında birbirimizi “akraba” olarak adlandırırız? Felsefi bir bakış açısıyla, bu soruya sadece kelime ya da dil bilgisi çerçevesinde değil, etik, epistemoloji ve ontoloji gibi farklı açılardan da bakmamız mümkündür. Etik Perspektiften Akrabalık: Sorumluluk ve Bağlılık Etik, insan davranışlarının doğru ve yanlışını tartışan bir felsefe dalıdır. Peki, akraba olmak ne anlama gelir…
Yorum BırakHidiv Kasrı Neden Kapandı? Bir Edebiyatçının Gözünden Sessizliğin Hikâyesi Kelimelerin bir mekân kadar ruhu olduğuna inanırım. Her yapı, her köşk, her kasır kendi anlatısını taşır; duvarlarına sinmiş hikâyelerle konuşur bizimle. Hidiv Kasrı da böyle bir yerdir: geçmişle bugünün, ihtişamla sessizliğin buluştuğu bir sahne. Ancak son zamanlarda sıkça sorulan bir soru yankılanıyor: Hidiv Kasrı neden kapandı? Bu soruya yalnızca idari, ekonomik ya da restorasyon gerekçeleriyle değil; bir edebi bakışla yaklaşmak gerekir. Çünkü her kapanış, bir anlatının bitişi değil, sessizliğin yeni bir dili olabilir. Bir Romanın Başlangıcı Gibi: Hidiv Kasrı’nın Hikâyesi Bir roman kahramanı düşünün; zamana meydan okuyan, geçmişin ihtişamını bugüne taşımaya…
Yorum BırakHeves ve Merak: Felsefi Bir Bakış Açısıyla Anlamak Felsefi düşünce tarihinin en önemli sorularından biri, insanın dünyayı ve kendisini nasıl kavradığıdır. İnsan, doğası gereği bir “bilgi arayıcısı”dır ve bu arayış, merak ve heves gibi duygusal ve zihinsel dürtülerle beslenir. Heves ve merak, birbirinden farklı gibi görünse de, aslında birbirine bağlı iki önemli içsel motivasyondur. Peki, heves ve merak gerçekten nedir? Felsefi bir bakış açısıyla ele alındığında, bu iki kavramı etik, epistemoloji ve ontoloji perspektiflerinden nasıl anlamalıyız? Gelin, bu derin soruları birlikte inceleyelim. Heves ve Merak: Temel Kavramlar Heves, genellikle bir hedefe yönelik, güçlü bir arzu ya da istektir. Bir şeyin…
Yorum BırakHesap Uzmanlığı Hangi Bölüm? Toplumsal Roller, Mesleki Kimlik ve Kültürel Beklentiler Üzerine Sosyolojik Bir Analiz Bir Araştırmacının Bakışı: İnsan ve Yapı Arasındaki Görünmez Dengeler Toplumu anlamak, bazen bir meslek seçimini anlamaktan geçer. “Hesap uzmanlığı hangi bölüm?” sorusu, ilk bakışta yalnızca akademik bir merak gibi görünür. Ancak bu soru, derinlemesine incelendiğinde, toplumsal yapıların bireyi nasıl biçimlendirdiğini ve bireyin bu yapılar içinde kendine nasıl bir yer aradığını da açığa çıkarır. Bir sosyolog için hesap uzmanlığı yalnızca finansal analiz değil; toplumun düzen, denetim ve güven arayışının bir sembolüdür. Hesap uzmanı, düzenin insanıdır. O, toplumun ekonomik sistemine anlam kazandıran, soyut rakamları somut sonuçlara dönüştüren…
Yorum BırakSamsun denince akla gelen ilk şey bandırma vapuru olabilir ama bu şehirde sadece tarih değil; pidesi, simidi, menemen tartışması ve hatta insanlarının espirili halleri bile meşhurdur. Samsun’un En Çok Neyi Meşhur? Gülümseten Bir Yolculuk! Samsun’a hiç gitmemiş olsan bile, adını duyduğunda bile burnuna mis gibi bir pide kokusu gelir değil mi? Ama Samsunlularla sohbet edersen bir şey fark edersin: Herkesin “Samsun’un en meşhuru şu!” dediği şey farklıdır. Erkekler genelde “stratejik” yaklaşır: “Tabii ki Atatürk’ün çıktığı şehir, tarihiyle meşhur!” der. Kadınlar ise biraz daha empatik: “Samsun’un insanı sıcaktır, havası iyidir, denizi ferahlatır.” İşte bu yazıda, Samsun’un meşhurları arasında keyifli, biraz da…
Yorum Bırak“Nergis Hanım” Ne Zaman Çekildi? Bir Kadının Hafızasında Toplumun Aynası Bazen bir film, sadece bir hikâye anlatmaz — bir toplumu, bir dönemi, hatta kendi sessizliğimizi anlatır. “Nergis Hanım” tam da böyle bir film. İzlerken kendimizi hem o annenin hem de onu anlamaya çalışan bir toplumun içinde buluyoruz. Çünkü bu film, yalnızca bir kadının iç dünyasına değil; aynı zamanda yaşlandıkça görünmezleşen, sessizleşen kadınların toplumsal varlığına da ayna tutuyor. Duygusal olarak kırılgan, ama entelektüel olarak güçlü bir film… Tıpkı temsil ettiği kadınlar gibi. “Nergis Hanım” Ne Zaman Çekildi? Bu güçlü film, 2016 yılında çekildi. Yönetmen Gülizar Irmak’ın elinden çıkan yapım, ilk gösterimini…
Yorum Bırak