1 Hafta Yemek Yemezsem Ne Olur? Bir Hafta Boyunca Kaybolan Zaman ve Kendimle Yüzleşme
Kayseri’de, 25 yaşında, belki biraz duygusal, biraz kararsız bir gencim. Çoğu zaman kendimi dış dünyadan soyutlanmış hissediyorum. Bugün biraz daha farklı hissediyorum, sanki her şey üzerime geliyor. Bu yazıyı yazarken bile bir yandan ne yapacağımı bilemiyorum. Yavaşça yazıyorum çünkü her kelime, hissettiklerimi biraz daha derinlemesine açığa çıkarıyor. Bir hafta yemek yememek… Gerçekten bu ne demek olurdu? Bunu, kafamda uzun zamandır döndürüp duruyorum ve bugüne kadar hiç yapmadım. Ama bir hafta boyunca, sadece su içerek hayatta kalmaya çalışsam neler olurdu? Şu an kendimi bu sorunun içinde kaybolmuş hissediyorum.
Başlangıç: Sadece Bir Deneme Olarak Başlayan Bir Şey
Başlangıçta her şey bir tür deney olarak başladı. Aslında kimseye söylemeden bir hafta boyunca yemek yememeyi kafama koymuştum. “Belki de biraz daha disiplinli olmalıyım,” diye düşündüm. Bir haftalık bir süre… Herkesin sahip olduğu temel ihtiyaçları bir kenara koymak, sanki geçici bir şey yapıyormuşum gibi hissettim. Ama derinlere bakınca, orada başka bir şeyin olduğunu fark ettim. Yemek yememek, sadece bedeni aç bırakmak değil; zihnimdeki karmaşayı, belirsizlikleri, endişeleri görmekti. Başlangıçta pek umursamıyordum, ama günler geçtikçe işler değişti.
İlk günlerde, vücudumun açlıkla başa çıkmaya çalıştığını hissettim. Hiç bir şey yememek, başlangıçta küçücük bir his gibi geldi, ama zamanla vücudum tepki vermeye başladı. Kafamda bir şeyler dönmeye başladı; işler ne kadar kolay olursa olsun, insanın kendisiyle bu şekilde yüzleşmesi hiç kolay olmuyormuş.
İkinci Gün: Heyecan ve Gerçekleşmeye Başlayan Fikirler
İkinci günün sabahında, içimde bir heyecan vardı. “Bu işi başarabilirim,” dedim. Ancak, vücudumda hissettiğim değişiklikler de bir o kadar belirgindi. Bedenim sanki bana sürekli sinyal gönderiyordu: “Bunu yapmamalısın.” Bir yanda açlıkla boğuşan bedenim vardı, diğer yanda kafamda düşündükçe büyüyen bir boşluk. O boşluk, bana sanki bir şeylerin eksik olduğunu hatırlatıyordu. Yemek yemek sadece beslenmek değil, aynı zamanda hayatın ne kadar sıradanlaştığını, duygusal açlığımızı, bazen sevdiklerimizle sofrada paylaşmayı, bir insanın kendini nasıl hissettiğini anlamamıza yardımcı oluyordu.
O ikinci günün akşamı, oturduğum yerden dışarıdaki sesleri dinlerken, arkadaşlarımın akşam yemeğine davet etmelerini hayal ettim. Yemek yememek, kendimi onlardan, dünyadan soyutlamak gibiydi. Ama bir yandan da, kendi içimdeki boşluğu, yalnızlığı derinden hissetmeye başladım. Bir hafta boyunca yemek yememek, aslında bir nevi kendimi dışarıya kapatma, hayattan bir adım geri atma fikri gibi hissetmeye başlamıştı. Ama içimdeki bir ses, “Peki ya daha fazla dayanamazsan?” diyordu.
Üçüncü Gün: Duygusal Çöküş ve Gerçeklik
Üçüncü gün, her şey farklıydı. İçimde bir boşluk hissediyordum. Yemek yememek, sadece bedeni değil, aynı zamanda ruhumu da aç bırakıyordu. Kafamda binlerce düşünce, ses, soru vardı. O an fark ettim ki, yemek yemek sadece fiziksel bir ihtiyaç değilmiş. Bedeninle ilgili bir şeyler yaparken, bazen duygusal ihtiyaçlarını gözden kaçırıyorsun. Yemek yememek, bir tür kendini sınamak gibi ama bu sınav, ruhumu tüketiyordu.
O üçüncü günün akşamı, mutfaktan gelen kokulara karşı koymak zor oldu. Karşı komşumun kızı, annesiyle birlikte mutfakta yemek yapıyordu. O an, o kadar garip bir şekilde canım yemek istemedi, sadece başkalarının sohbetini, mutfak seslerini duymak istedim. Bir yanda, başkalarının yemek yediği, kahkahalarla dolu dünyaya bakarken, kendim neredeydim? Kendimi çok yabancı hissettim. Bütün bu süre boyunca aslında açlık değil, yalnızlık duygusuyla mücadele ediyordum.
Dördüncü Gün: Farkına Varılmayan Zorluklar
Dördüncü gün, vücudumun benden bağımsız bir şekilde tepki vermeye başladığını fark ettim. Bazen elim titriyor, bazen zihnim bulanıklaşıyordu. Ancak ben, hiç ara vermeden devam ettim. “Bunu başarabilirim,” dedim ama içimdeki bir ses şüpheyle yankılandı: “Ya başarmazsan? Ya bu deney seni fazlasıyla zorlar ve bir şekilde kırılırsan?” Ama, yine de bir adım daha atmaya karar verdim. Kendi sınırlarımı görmek, biraz acı çekmek… Belki de bunun içinde bir şeyler öğrenecektim. Ama o an, sadece bedensel değil, ruhsal bir yorgunluk da vardı. Bir haftalık bir deney, her şeyin bu kadar karmaşık hale gelmesine neden olmuştu. Sonunda, bir şeyler değişecekti.
Beşinci Gün ve Sonrası: Sonuçlarla Yüzleşmek
Beşinci günün sonlarına doğru, uyandığımda hissettiğim şeyin açlık değil, bir tür tükenmişlik olduğunu fark ettim. Bir hafta yemek yememek, gerçekten zormuş. Bedensel anlamda kendimi çökmüş hissediyordum, ama bir şekilde ayakta kalmak istiyordum. Duygusal olarak, çok yalnız hissettim. O kadar çok şey düşünmeye başladım ki, içimdeki boşluğu başka hiçbir şeyle dolduramayacağımı fark ettim. İnsan bazen sadece fiziksel açlıkla değil, ruhsal açlıkla da savaşıyor. O açlık, zihninizde, kalbinizde daha derinlere yerleşiyor.
Ve sonunda, yemek yememekle ilgili hissettiklerimi düşündüm: Bir hafta boyunca kendimi aç bırakmak, bana aslında gerçek ne kadar önemliydi, ne kadar ihtiyacım olduğunu öğretti. Ama bir yandan da, sağlıklı kalmak ve kendine bakmak gerektiğini de anladım. Yemek yemek, sadece beden için değil, ruhunuzu beslemek için de önemli bir şey. O an fark ettim ki, bu deney, bana sadece fiziksel açlıkla değil, duygusal açlıkla da nasıl başa çıkabileceğimi öğretti. Ama belki de, duygusal açlıkla başa çıkarken, gerçekten ihtiyacım olan şeyin, sadece bir tabak yemek olmadığını öğrendim.