İçeriğe geç

Nergis Hanım ne zaman çekildi ?

“Nergis Hanım” Ne Zaman Çekildi? Bir Kadının Hafızasında Toplumun Aynası

Bazen bir film, sadece bir hikâye anlatmaz — bir toplumu, bir dönemi, hatta kendi sessizliğimizi anlatır. “Nergis Hanım” tam da böyle bir film. İzlerken kendimizi hem o annenin hem de onu anlamaya çalışan bir toplumun içinde buluyoruz. Çünkü bu film, yalnızca bir kadının iç dünyasına değil; aynı zamanda yaşlandıkça görünmezleşen, sessizleşen kadınların toplumsal varlığına da ayna tutuyor. Duygusal olarak kırılgan, ama entelektüel olarak güçlü bir film… Tıpkı temsil ettiği kadınlar gibi.

“Nergis Hanım” Ne Zaman Çekildi?

Bu güçlü film, 2016 yılında çekildi. Yönetmen Gülizar Irmak’ın elinden çıkan yapım, ilk gösterimini 2016 Antalya Film Festivali’nde yaparak dikkatleri üzerine çekti. Başrolde tiyatro efsanesi Zuhal Olcay ve deneyimli oyuncu Mehmet Günsür var. Hikâye, Alzheimer hastası bir kadının (Nergis Hanım) geçmiş ile şimdi arasındaki bulanık sınırlarında dolaşırken, oğlu Egemen’in gözünden bir “kadın hafızası” sorgulamasına dönüşüyor. Fakat mesele sadece bir anne-oğul ilişkisi değil; mesele, kadınların hafızasının toplumsal olarak nasıl “silindiği”dir.

Bir Kadının Unutuluşunda Toplumun İzleri

Alzheimer, bu filmde yalnızca bir hastalık değil, bir metafor. Nergis Hanım’ın hatırlayamadığı şeyler, aslında toplumun da hatırlamak istemediklerini temsil ediyor: kadın emeği, sessiz fedakârlıklar, duyulmayan sözler. Kadın karakterin geçmişini hatırlama çabası, kadınların toplumsal tarihini yeniden yazma arzusuna dönüşüyor. Yönetmen, kamerayı bir tıbbi vaka olarak değil, bir toplumsal sessizlik hikâyesi olarak konumlandırıyor.

Nergis Hanım’ın oğluyla kurduğu ilişki, hem sevgi dolu hem de mesafeli. Oğulun gözünde anne, bir “bakım yükü” değil, kaybolan bir tarih. Burada film, kadınların toplumsal rollerini sorgularken erkek karakteri sadece bir tanık değil, aynı zamanda değişimin potansiyel taşıyıcısı olarak çizer.

Kadınlar Duygusal Hafızayı, Erkekler Rasyonel Çözümü Taşır mı?

Filmdeki karşıtlık dikkat çekici: Nergis Hanım duyguların, sezgilerin ve geçmişin temsilcisiyken, oğlu Egemen rasyonel, çözüm arayan bir erkek figürü. Bu iki karakterin çatışması, aslında cinsiyet rollerinin toplumsal izdüşümüdür. Kadın duygusallığı küçümsemek yerine “kolektif hafızanın taşıyıcısı” olarak sunulur; erkek aklı ise analitik olsa da yetersiz kalır, çünkü duygusuz bir çözüm insanı kurtarmaz.

Burada film bize şu soruyu sordurur: Empati olmadan adalet mümkün mü? Kadınların duygusal sezgisi olmadan toplumsal dönüşüm gerçekleşebilir mi?

Toplumsal Cinsiyetin Görünmeyen Katmanları

“Nergis Hanım”, yaşlılık, bakım emeği ve toplumsal cinsiyet rollerini aynı çerçeveye yerleştirerek cesur bir şey yapar: Kadınların görünmez emeğini politik bir meseleye dönüştürür. Çünkü bakım yalnızca bir “aile görevi” değil, aynı zamanda sistematik bir toplumsal sorumluluktur. Film boyunca Nergis Hanım’ın hastalığı, toplumun kadına biçtiği rollerin ağırlığıyla iç içe geçer.

Erkek karakterin çaresizliği ise bambaşka bir gerçeğe işaret eder: duygusal yetersizlik. Bu, bireysel bir kusur değil; erkekliğin, duygusallığı bastırmak üzerine inşa edilmiş toplumsal formunun sonucudur. “Erkek ağlamaz” kültürünün, kadınların yüzyıllardır taşıdığı duygusal yükleri nasıl katmerlediğini film açıkça ortaya koyar.

Diversite, Empati ve Sosyal Adalet Bağlamında “Nergis Hanım”

Toplumsal çeşitlilik yalnızca etnik kimliklerle değil, yaş, cinsiyet ve duygusal deneyimlerle de ilgilidir. “Nergis Hanım” bu anlamda, yaşlı kadınların ve bakım veren erkeklerin görünmez hikâyelerini aynı potada eritir. Feminist bir bakışla olmasa da, empati merkezli bir adalet çağrısı yapar: Kimse unutulmamalı, kimse unutulmaya terk edilmemeli.

Toplum, kadınların duygusal emeğini kutsarken, bu emeğin yükünü hafifletmek için ne yapıyor? “Sevgiyle bakmak” yeterli mi, yoksa yapısal bir değişime mi ihtiyaç var?

Okuyucuya Açık Davet: Hatırlamak Bir Direniş midir?

Belki de en önemli soru şu: Unutulmuş kadın hikâyelerini hatırlamak, bir tür direniş midir? “Nergis Hanım”, seyirciye yalnızca bir film izletmez; onu düşünmeye, hatta kendi hafızasıyla yüzleşmeye zorlar. Kadınların duygusal dayanıklılığı, erkeklerin analitik çözüm arayışıyla birleştiğinde, toplumsal adalet mümkün hale gelir. Empatiyle rasyonelliğin birleştiği yerde, yeni bir etik doğar.

Peki biz, kendi hayatımızdaki “Nergis Hanım”ları hatırlıyor muyuz? Yoksa onları da toplumun sessiz arşivine mi kaldırıyoruz?

Son Söz

“Nergis Hanım” 2016 yılında çekildi; ama bugünün Türkiye’si için hâlâ canlı, hâlâ yakıcı. Çünkü unutmak kolay, hatırlamak cesaret ister. Ve bu film, hem bireysel hem toplumsal bir cesaret çağrısıdır. Kadınların duygu dolu empatisiyle, erkeklerin çözüm odaklı sorumluluğu birleşirse — belki de o zaman gerçekten adil bir toplumdan söz edebiliriz.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort deneme bonusu
Sitemap
elexbet yeni adresivdcasino yeni girişbetexper güncel