SENEDE BİR KEZ SAĞLIKLI DETOKS

Dosya/Yazı: Ece Vahapoğlu

Detoks kavramını son yıllarda sık duyar olduk. Peki nedir detoks? Detoks ne şekilde uygulandığında faydalıdır?

Detoks vücudumuza çeşitli yollarla giren, vücudun ihtiyacı olmayıp ona yük olan zararlı toksinlerden kurtulmaktır. Bu toksinler bizi yorar ve yaşlandırır. Hastalıklara sebep olur.
Vücut yapımız bu toksinleri belirli bir oranda kendi çabasıyla vücuttan atabiliyor. Bu süreci hızlandırmak için belirli ritüellerin yapılması ve bir dönem belirli gıdaların tüketilmesi ve var olan toksinlerin atılması gerekir.
Tıpkı otomobil veya evlerimizi bakıma alıp temizlediğimiz gibi, hepimizin belirli aralıklarla vücudunu dinlendirmeye ve temizlemeye ihtiyacı var.
Vücuttaki toksinlerin atılmasını sağlayan bu temizlik sürecinin çeşitleri var. Türkiye’de ve dünyada çeşitli akımların uygulandığı merkezler ile herkesin kendi yaşam tarzına ve ihtiyaçlarına göre değişik miktar ve şekillerde detoks sistemleri olabilir.
Kendi kendimize yaptığımız sağlıksız kişisel alışkanlıklar, yanlış beslenme, strese boğulmak gibi kötülüklerle vücut sistemimizi zayıflatıyoruz ve hastalıklara açık hale geliyoruz.
Kaçınılmaz hiperaktif modern yaşam stilleri yüzünden hepimiz olumsuz etkileniyoruz tabii ki ama bunu önleyebilmenin yolları var. Senede en az bir kez detoks ile!
Detoksu da sadece fiziksel bir temizlenme olarak düşünmeyin; kendinize ayırdığınız o belirli günlerde ruhunuz da dinleniyor.

GÜÇLÜ SİSTEMLER

Sağlıklı olmak vücuttaki sinir, sindirim gibi sistemlerin yanı sıra güçlü bir bağışıklık sisteminden de geçiyor.
Bakteriyel, virütik ve mantar kökenli enfeksiyonlar oksijenle yeterince beslenmiş dokularda gelişemezler. Yani, içimizin temizlenmiş olmasıyla birlikte oksijen kapasitemizin de artması gerekli. Açık havada yürüyüşler, oksijen terapileri, doğanın içinde bulunmak bu kapasiteyi artırır.
Düzenli bir şekilde sağlıklı beslenip, kişiye özel takviyelerle ve önerilerle yaşam tarzımızı değiştirmeliyiz. Tek başına bir besin ne yeterlidir ne de herkese iyi gelecektir. Herkesin, genetik yapısı farklı olduğu gibi, besin toleransı ve tepkisi de farklıdır. Bu yüzden uzman eşliğinde, doktor kontrolünde, tahliller yaptırıp sadece sizin için doğu olanı uygulamalısınız. Ben senede iki kez, mevsim geçişlerinde, en az üçer günlük detoks yaparım. Bunu bazen şehir dışında spa’sı olan bir otelde veya evimde kapıya teslim edilen hazır sebze meyve suları tüketerek yaparım. Birikmiş toksinleri atmak, arınmak ve enerjimizi yükseltmek için yediklerimizi iyice hafifletmeliyiz. Mideyi, karaciğeri ve bağırsakları dinlendirmek için en az 3 gün en fazla 7 gün detoks tavsiye ederim.
Başkalarını zayıflattığım ve spora alıştırdığım 21 günlük kamplarımı onlarla birlikte kendim de uygularım ve 21 günde benden de ödem ve yağ gider.

basliksiz-2

BESLENME, SPOR VE RUHSAL

Detoks, sadece beslenme ile olmuyor. Beslenmemizde yapacağımız değişikliklerle vücudumuza yeni toksinler eklemeyi kısıtlayabiliriz ama var olan toksinleri de vücuttan atmamız gerekir. Bunun için de bol bol sıvı içerek tuvalete çıkarak ve tabii ki spor yaparak, egzersizle hareket ederek terlemeliyiz.
Işıltılı ve sağlıklı bir cilt ve beden için bence ruhen huzurlu ve mutlu olmak da bedenen olduğu kadar önemli. İç dünyamızda ne kadar huzuru, mutluluğu, neşeyi, güveni ve saflığı bulmuşsak o kadar dışımıza yansır. Meditasyon, yoga, nefes gibi içsel destekler uygulayanların ciltleri taze ve sağlıklı görünür. Oksijen tıkanıklıkları açar. Bol su içmenin ve sağlıklı beslenmenin yanı sıra elbette düzenli spor yapmayı öneririm. Sporun şiddeti yüksek olmak zorunda değil. Nabzımızı yükseltecek veya kaslarımızı şekillendirecek fitness yaparız; ama açık havada tempolu yürüyüşle, denizde havuzda yüzerek, bisiklete binerek de spor yaparsınız.
Suyu gün boyu içmek kadar sabahları önce sıcak sonra soğuk duş almak da çok faydalı. Ayrıca ölü derilerimizden arınarak gözeneklerimizi açtığımızda toksinlerden daha kolay kurtulabiliriz. Cilde kuru fırça ile yapılan masaj kan dolaşımını hızlandırarak, ciltteki oksijen oranını arttırır.
Sabahları dilimizi fırçalamak da uyku boyunca dilimizde biriken toksinleri temizler.
Detoks sırasında, beslenme programınızı ve diğer tedavilerinizi desteklemek için alınması gereken en ideal antioksidan vitaminler: çinko, kalsiyum, magnezyum, selenyum, B vitaminleri, A, C, E vitamini olarak özetlenebilir. Bunlar benim önerilerim…
Ve şimdi gelin, yakın zamanda bulunduğum dünyaca ünlü medikal bir detoks merkezinden tecrübelerimi de öğrenelim:

VİVAMAYR

İstanbul’dan Ljubljana’ya uçarak, üstüne otomobille bir saat yolculukla vardığım, dünyanın en önemli detoks ve sağlıklı yaşam merkezlerinden biri sayılan Avusturya merkezli VİVAMAYR bölgesine vardığımda, çevremde gördüğüm alabildiğince açık doğa manzarası beni hemen etkiliyor.
Alp Dağları’nın eteklerinde yeşillikler arasında göl kenarından dünyaya sağlık yayan VİVAMAYR, dünyanın en iyi netice aldıran detoks merkezi olarak da biliniyor.
Bu merkezin şifa kültürü, kariyerini sindirim sistemini iyileştirmeye adamış Avusturyalı efsane Dr. Franz Xaver Mayr’ın geliştirdiği metottan alıyor. Tabii, adını da!
İkisi de Avusturya’da olan kliniklerinden, 40 yılı aşkın süredir hizmet veren Maria Wörth’e gittim; diğeri de Altaussee kasabasında. Hemen konuya gireyim; burası tam bir bağırsak temizliği merkezi. Doktorların anlattıkları, seminerler, tecrübeler onları haklı çıkarıyor. Bağırsağı ikinci beynimiz olan kabul eden bu ekol, sağlığın iyi bir sindirim sisteminden geçtiğini savunuyor.
Aklınıza hemen bazı detoks merkezlerinde yapılan lağman denilen kolon tedavisi gelmesin; kolon temizliği de yapılabilir ki burada da mevcut ancak felsefe kalın bağırsaktan ziyade ince bağırsağı temizlemekle ilgileniyor.

basliksiz-2

DÜNYACA ÜNLÜ İSİMLER  MÜDAVİM

Bu klinik sıkı kuralları ile biliniyor. İngiliz Kraliyet Ailesi’nden Madonna’ya, Kevin Spacey’e, Victoria Beckham’dan Uma Thurman’a, Nicole Kidman’dan Gwyneth Paltrow’a, Kate Moss, Chiristian Louboutin gibi top modellere ve Hollywood starlarına kadar ünlü ve renkli bir kitlesi var. Her gelen de bu kurallara uyuyor çünkü iyileşmek için gerekenleri ekip çok iyi aktarıyor. Buraya en az bir hafta zaman ayırıp geliniyor. İdeali 2-3 hafta yani 21 gün kalmak ama çoğunluk için buna ne vakit ne de nakit yetecektir. Bir haftanın ortalama fiyatı 4.000 avro. Yoğun ajandalarımızda bir haftayı bile ayırmak öyle kolay olmuyor. Ancak buradayken neden kendine senede bir hafta ayırman gerektiğini çok iyi anlıyorsun. Ben de aylardır aklımda olmasına rağmen ancak kış mevsimine girerken gelebildim. Pazar gününden Pazar gününe başlayan bir gruba denk geldim.
Klinik, minimalist dekorlu, sade ve temiz bir yer; odalar iyi bir otelde gereken standart her şeyi en yalın haliyle sağlıyor; öyle lüks, şatafat yok. Odaların nefis göl-dağ manzaralı balkonları ağzınızı açık bırakacak kadar harika. Birkaç özel villa da var. Biz ‘hastaların’ da giyimi sade; rahat eşofman tarzı kıyafetlerle veya bornozla dolaşıyoruz. Tespit ve tedavi yöntemleri ile ekibin yaklaşımı da net.
Aktif bir sosyal medya kullanıcısı olarak dikkatimi pek çok yerde belirtilen ‘cep telefonu ve bilgisayar yasak’ uyarıları çekiyor. Özellikle yemek yerken telefon kullanılmaması rica ediliyor! Burası herkesin dinlenmeye, arınmaya geldiği, her şeyden önce kendine zaman ayırdığı, sessizlik gerektiren bir merkez. (Sanırım buradan sonra başka oteller bana çok gürültülü gelecek)
Ben de akıllı telefonumu sessizde tutuyor, çoğu zaman odada bırakıp yanıma almıyor, gerektiğinde fotoğraf veya video çekiyorum. Alışması ilk başta zor ama sonra iyi geliyor. Teknoloji detoksu da yapmış oluyoruz.
Burada her gün sizi ilk gün tanıştığınız doktorunuz görüyor. Her geçen gün farklılıklar birlikte konuşuluyor. Doktorunuz yapılan testlere göre yeni öneriler de bulunuyor ve ayrıca yemekleriniz ona göre hazırlanıyor.
Tüm personel çok bilgili; restoranda yemeği servis eden garson kadınlar bile arada size bilgi vermeyi ihmal etmiyor. Burada neredeyse her şey kişiye özel. Üzerinde adınızın yazdığı isimlikle yemek masanız hep aynı.
İlk konsültasyonda kasların tepkisine göre alerji ve intolerans tespit eden ‘ kinesioloji’ testi yapılıyor. Temelini Çin tıbbından da alan bu test ile bağırsağınızda sindirimi yavaşlatan gıdalar tespit ediliyor. Uzanıyorsunuz, dilinizin üzerine çeşitli besin tozları serpiliyor ve bükülü dizinize doktorun uyguladığı basıncı itiyorsunuz. Her besine verdiğiniz kas tepkisine göre size iyi gelmeyen besin maddeleri tespit ediliyor. Mesela bende, daha önce DNA testiyle de ortaya çıkan, laktoz intoleransı yine çıktı. Hiç beklemediğim gluten hassasiyeti de çıktı.
Kişinin sonucuna göre bu gıdaları belli bir süre tüketmeme ve vitamin, mineral desteği gibi iyileştirme yöntemleri öneriliyor.
Sabahları aç karnına Magnezyum tozlu ılık su ile güne başladıktan sonra; aralarda günde üç kez “base powder” dedikleri karbonat benzeri bir tozu suya karıştırıp içiyorum. Genelde kahvaltıdan en az yarım saat evvel yörenin meşhur mineralli Epsom tuzlu suyunu içiyorsunuz. Veya benim gibi hassassanız onun yerine aynı etki için Magnezyum tozlu su içiyorsunuz.
Bu arada, ana yemek tabaklarını sıcak taş üzerine koyuyorlar ki uzun uzun çiğneyerek yavaş yerken yemek soğumasın. Dinlenme bölümünde de her an alabileceğiniz ince saplı çeşmeden ‘broth’ yani pişmiş sebze suyu ve çeşit çeşit bitki çayları akıyor.

basliksiz-2

SADECE  ZAYIFLAMAK İÇİN DEĞİL

Sindirim sisteminin doğru çalıştırılması sonucunda da tabii kilo kaybı oluyor. Ama burada doktorlar pek ‘zayıflatmak”tan bahsetmiyor. Onlar sizi tedavi etmekle meşgul. Buraya kilo vermek için değil; sağlam bir şekilde arınmak ve iyileşmek için geliniyor. Dönüşte zaten hayat tarzınız mutlaka değişiklik gösteriyor.
Anlayacağınız burası sadece masaj, cilt ve vücut bakımı olan spa’lardan değil. İşini çok disiplinli yapan medikal bir klinik.
Servisin her aşaması özenli, dakik. Sizin de randevularınıza özen göstermeniz gerekiyor; zira saatinde gitmezseniz görüşmeniz daha kısa kesilmek durumunda kalıyor. Grup spor dersleri ve seminerler programda yazan tam dakikasında başlıyor.
Burada yaptıklarım, yediğim içtiğim benim olsun; kendimi hafiflemiş, şifasını bulmuş hissediyorum; gelin ben sizinle buradan öğrendiklerimi özet halinde paylaşayım:
– Yılda bir kez kendin için mola vermeyi mutlaka düşünmelisin.
– Detoks yaparken vücudu yormayacak hafif yürüyüş veya yoga yapabilirsin.
– Sana uygun nabız aralığında yağ yakacak şekilde spor yap.
– Yemek yerken cep telefonunu kullanma.
– Her lokmayı en az 30 kez çiğneyerek yavaş yavaş ye.
– Yemek yerken su içme. Yemekten yarım saat önce ve yemekten 1.5 saat sonra su içmek serbest.
– Gün boyu yemek aralarında bol bol su iç.
– Tatmin olmuş, şişmemiş bir duyguyla yemeği bitir.
– Siyah çay ve kahve yerine bitki çayı tüket.
– Saat 16’dan sonra çiğ yeme.
– Akşam yemeklerini erken saatte ve hafif ye.
– Akşam yemeğinde salata, meyve gibi çiğ yemek yeme.
– Akşam yemeğinde çorba iç veya sindirimi kolay besin ye.
– Akşam dışarıda sosyal ortamda isen, balık, tavuk gibi protein ye.
– Avokado çiğ sayılmıyor, tüketimi destekleniyor.
– Bol sebze ve meyve ye; tabii saatine uyarak.
– Çok ağır spor yapma. Temiz havada yürüyüş yap.
– Keten tohumu yağı tüket. İçeriğindeki Omega 3, yağların yakılmasını hızlandırıyor.
– Bağırsaklarını bir halı gibi düşün; delikli ince kilim olursa dışarıdan zararlı besinler girer ve saklanır; sağlam kalın bir halı olursa dışarıdan üstüne gelen hiçbir şey altına geçemez. Sağlam kalın halı da bağırsakların temizlendiğinde oluşuyor.
– Temiz bir sindirim sistemiyle iç organların daha iyi çalışır, metabolizman dengelenir, uyku kaliten düzelir, bağışıklık sistemin güçlenir, erken yaşlanma önlenir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir