Mozart’ın şehrinde koştuk!

Hayatımın en büyük spor deneyimini yaşadığım, dünyanın en zor ve yüksek maratonu Everest Maratonu için Nepal’e uçmadan bir hafta önce 7 Mayıs’ta Avusturya’nın Salzburg şehrinde 21 km. yarı maraton koştum.

Genelde her yarışta ya planlarım doğrultusunda derece için kendimi zorlayarak koşarım ya da havaya girip koşarım. Bu kez Salzburg’ta rahattım. Baştan kendime hedefimi koydum; gayet mütavazı; sadece antrenman amaçlı koşacaktım. Aşırı zorlamadan, sadece mesafe katetmek için 21 km süzülecektim. Zira sonrasında beni bekleyen dünya çapında zorlu bir yarış vardı.

Salzburg, Orta çağ masallarından fırlamış küçük bir şehir… Avusturya’nın kuzeyinde, Almanya sınırında kalan, doğasıyla ve tarihiyle hoş bir turizm bölgesi… Avusturya’nın 4. büyük şehri ve sadece 150 bine yakın nüfusu var. Bizim büyük şehirlerimile kıyaslayında oldukça küçük bir yer. Gürültü, trafikten, hava kirliliği gibi kavramlar uzak. Huzur ve sakinlik hakim… Hele akşam saatlerinde yemekten sonra sokaklar boş ve sessiz…

Medeni olması benim hoşuma giden özelliklerinden biri.. O bölgedeki ülkeler gibi… Misal, Bavyera ziyaretimde de çok etkilenmiştim; o masalsı ve medeni ortamlardan…

Dünyanın en büyük müzisyenlerinden biri olan Mozart’ın doğduğu şehir Salzburg… Burada bir koşu yarışı da dünyadan koşucuları cezbediyor tabii. Gelip tertemiz bir şehirde, muhteşem manzarada hem koşuyor hem turistik olarak keyifli bir hafta sonu geçiriyorsunuz.

Benim zaten son yıllarda seyahat planlarım böyle oluşuyor. İş dışındaki yarış programımı, aynı zamanda keyif alacağım destinasyonlardan da seçiyorum. Genelde Pazar sabahları koşulan yarışlar için 1-2 gün önceden o şehre gidiliyor; yarış öncesi şehir geziliyor; koşarken kalori harcanacağı için rahat rahat karbonhidrat yenebiliyor. Yarıştan bir gece önce tabii geç saat olmadan otel odanızdaki yatağınızda uyumuş oluyorsunuz.

Salzburg’ta tabii ülkenin meşhur yemeği şnitzel yemeden öğle öğünümüzü geçirmedik

Alp dağlarının eteklerine kurulan şehirde koşunca parkurun belli yerlerinde o muhteşem manzarayı ve doğayı görmek neredeyse yarışırken durmanızı ve fotoğraf çekme isteğinizi uyandırıyor ki yapanlar vardı.

Her yarışta olduğu gibi, burada da farklı kategorilerde yarışabiliyorsunuz. Maraton (42 km), Yarı Maraton (21 km) ve  Şehir Koşusu (10 km).

Bizi rahatlatan ve dünyada koştuğumuz diğer inişli çıkışlı zorlu parkurlara nispeten daha kolay koşmamızı sağlayan şey, zeminin ve parkurun düz olmasıydı. Sadece bir yerde 10 metrelik dik bir yokuş ve iniş vardı.

Sabah saat 9.00’da Mirabel sarayı önündeki yoldan başlayıp yine aynı yerde sona erdi 14. Salzburg Maratonu. Önce tarihi merkezde koşup sonra doğanın içine geçtik. Şehrin ortasından akan Salzach nehrini de görüş alanımız içerisindeydi. Hem şehri hem etrafını görebilidğimiz bu yarışları seviyorum çünkü yeni bir şehri hızlı bir şekilde görme şansınız oluyor.

Mayıs ayı olmasına rağmen hava biraz serindi; hatta yağış da bekleniyordu ama yarışı etkileyecek kadar yağmadı. Biraz rüzgar vardı. Güneşli sıcak havada koşmak daha zor; o yüzden olumsuz sandığımız bir hava durumu aslında lehimize bir yarış özelliği bile oldu.

Hiç zorlamadan, rahat koştuğum 21 km’lik mesafeyi 2 saat 11 dakikada bitirdim. Birkaç sene önce ilk koştuğum bir yarı maratonu 1 dakika 56 dakikada koşmuştum; yani gerçekten antrenman koşusuydu bu.

Keyifle hatırlanan bir koşu ve hafta sonu oldu…

fitnews

Fitnews. Sağlıklı Yaşam Rehberiniz.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir