Ketojenik diyetin sakıncaları!

Ketojenik Diyeti sanırım duymayanınız kalmadı. Bugün size bu diyetle ilgili iyi ve kötü yanlarından bahsetmek istiyoruz. Bu konuyla ilgili hem kendi bilgilerimi aktarmak hem de Diyetisyen Damla Arslan ile yaptığım söyleşiyi sizlerle paylaşmak istiyorum.

İlk olarak ketojenik diyet nedir ve ne amaçla uygulanır?

1920’li yıllarda epilepsi hastalarında kullanılan ilaçların yan etkilerini azaltmak ve kontrol edilemeyen nöbetleri tedavi altına almak amacıyla ortaya çıkan yüksek yağ, düşük karbonhidrat ve yeterli protein içeren beslenme tedavisidir. Yani aslında bu bir zayıflama diyeti değil hastalar için kullanılan alternatif bir tedavi şeklidir. 90’lı yılların başında da kanserli hastaları tedavi etmek amaçlı kullanılmaya başlanmıştır.

Sağlıklı bir bireyin normal beslenmesinde alması gereken günlük karbonhidrat miktarı 50 gramın altına düşmemesi gerekir. Günlük alması gereken enerjinin yüzde 25-30’u yağlardan ve %12-15 i ise proteinlerden sağlanmalıdır.

Eğer kişi sporcuysa günlük alması gereken karbonhidrat miktarı enerjinin yüzde 60-70’i kadar yağ miktarı yine enerjinin yüzde 20-25’i kadar ve protein miktarı ise kg başına 1,5-2 grama kadar çıkar.

Ketojenik diyete bakacak olursak günlük karbonhidrat alımının 10-15 gr mı yani enerjinin yüzde 5 – 10’unu karşıladığını görüyoruz. Ayrıca günlük aldığınız kalorinin yüzde 60-70’nin yağlardan ve kalorinin yüzde 15-20’sinin proteinlerden alındığını görüyoruz.

Ketojenik diyetin temel amacı vücudun ketozise girmesini sağlayarak yağ yakımını arttırmaktır. Ketozis günlük beslenmemizde vücudun karbonhidratlar yerine yağları enerji kaynağı olarak kullanmasıdır. Beslenmenizde düşük karbonhidrat aldığınızda vücudunuz enerji elde etmek için yağları yakmaya başlar.

Karbonhidrat alındığı andan itibaren ağızda sindirilmeye başlayarak kısa bir sürede enerjimizi arttırır. Ancak yağlar ince bağırsakta emildiği için daha uzun sürede size enerji verir. Bu yüzden bu diyetin başlarında kendinizi halsiz, yorgun ve enerjisiz hissedebilirsiniz. Düzenli bir beslenmede alınan karbonhidratlar glikoza çevrilerek bütün hücrelerde enerji kaynağı olarak kullanılır. Ketojenik diyet ise düşük karbonhidrat içerdiği için vücut glikozdan yetersiz kalır. Ve enerji gereksinimini karşılamak için karaciğerde yağ hücrelerini yağ asitlerine ve ketonlara parçalar. Ketonlar beyin hücreleri dahil bütün doku ve hücrelerde enerji kaynağı olarak kullanılmaya başlar.

Peki bu diyet listesini günümüzde zayıflamak için neden kullanıyoruz?

Düşük karbonhidrat içeren bu diyette alınan glikoz miktarı azaldığı için vücuttan salınan insülin miktarı düşer. İnsülinin düşmesiyle yağ hücrelerinin yıkımı artar. Glikozdan sağlayamadığımız enerjiyi yağları yakarak sağlamaya başlarız. Bu da bize kilo kaybı olarak geri döner. Bir başka etkisi ise iştahımızı kontrol eden hormonları etkileyerek iştahınızı azaltır. Ayrıca proteinlerin yüksek termojenik etkisi ile bazal metabolizma hızınızı arttırarak kilo kaybınızı kolaylaştırır.

Bu çok cazip görünen ve kısa sürede sonuç aldıran diyet aslında vücutta tüm dengeleri değiştirir ve yan etkiler oluşturur.

Peki Nedir Bu Yan Etkiler?

Vücutta enerji seviyelerinin değişmesine bağlı olarak el ve ayaklarda titreme, bayılma, mide bulantısı ve halsizlik görülebilir.  kalsiyum ve sodyum atımını artırarak sıvı – elektrolit dengesini bozar. Vücuttan kalsiyum atımı ilerki yaşlarda osteoporaza davettir. Kanda ürik asidin artmasına neden olarak ilerki dönemlerde böbrek yetmezliğine kadar gidebilir. Yine bu diyetle kan kolestrolünüz artar ve kroner kalp hastalığı riski oluşur. Kalp kasılmalarının bozulması sonucu kalp yetmezliğine neden olur. Günlük almanız gereken lif miktarı düşük olduğu için kabızlık görülür.

Kimler Yapmamalı?

Diyabet hastaları, kalp rahatsızlığı olan hastalar, yüksek tansiyon hastaları, gebe ve emzikliler, 18 yaşından küçükler ve gut hastalarında. Bu diyet programının besin öğeleri dengesiz olması nedeniyle şişmanlık tedavisinde uzun süreli kullanılmamalı ancak gerektiği durumlarda bir uzman kontrolünde kısa süreli olarak uygulanmalı. Ve bu diyet uygulanırken böbreklerde ürik asit birikimi olmaması adına bol miktarda su içilmeli, osteoporozu önlemek için kalsiyum ve d vitamini, halsizlik için multivitamin, kabızlığı önlemek içinse probiyotik takviyesi alınmalıdır.

fitnews

Fitnews. Sağlıklı Yaşam Rehberiniz.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir