Etkin Efor: Sahne bir uyanıyoruz

Yazı: Murat Anılır

Bir önceki yazımızda özetle; başarısız olma ihtimalimizi en aza indirmek, başarıyı muhtemel sonuç hale getirebilmek için imkanlarımızı sınır noktasına kadar kullanmamız ve rasyonel hedeflere yönelmemiz gerektiğinden bahsetmiş, hedefe yönelik en kısa rotanın tarifini yaparak hedef belirlememizde bize yardımcı olacak bir tekniğe de değinmiş, ayrıca işlerimizin hedefleriniz doğrultusunda düzgün bir rotada gitmesini istiyorsak süreci kontrol etmemiz gerektiğinin de altını çizmiştik.

Daha emin adımlarla yolumuza devam edebilmemiz için an itibariyle buradan yazılarımızı takip eden tüm okuyucularımızı;

Hayatında yaptığı her işte başarılı olmak, Hayalini veya hedefini gerçekleştirmek için mental olarak güçlü olmak, Güç kendisinde değilken bile güçlüyü yönlendirebilmek, Çevresinde olumlu etki yaratmak isteyen, Hedef ve çözüm odaklı, Pratik ama kalıcı yöntemlerini tercih eden, Kendi değer yargıları ve özgün fikirleri olan, Başkalarının fikirlerine saygılı, İnatçı değil ama bildiklerini söylemekte ısrarcı, Öngörülü ve farkındalığı yüksek, Rasyonel bir hedefleri olan, Somut gerçeklere odaklı, Hayalleri ile eğlenen, işlerini ise ciddiyetle yapan, İş ve sosyal hayat arasında denge kurmuş, Kibrini bir kenara atmış, Mütevazi olduğu kadar yerinde bilgisini de çekinmeden konuşturabilen, Daha çok dinleyen, daha az ama öz konuşan, Boş işlerden ve boş insanlardan haz etmeyen, Hayatın her anının kıymetini bilen, Sanatın her türlüsünü ruhun gıdası kabul eden, Hedefe giden rotasında kendi egosunu da öksüz bırakmak istemeyen, Aklı ve bilimi kendine rehber edinmiş bireyler olarak tanımlayarak yola devam edeceğiz.

Bu tanımlamayı hepimizin ortak paydasını oluşturmak için yaptık. Tanımlamada yer alan her satırlara içtenlikle katılıyorsanız, benimseyebiliyorsanız ve kendinizi bu özelliklerle tanımlayabiliyorsanız bundan sonraki süreçte artık aynı çatı altındayız demektir. Bizi ifade eden bu özellikler; durumsal farkındalığımızı yükseltecek, mevcut konumumuzu daha belirgin hale getirecektir. Bu tanımlamayla aslında önceki yazımızda bahsettiğimiz senaryoda yer alan baş rol oyuncusunun profilini de çizmiş olduk. Artık bu bizim profilimiz.

Hayatımıza hedeflerimize göre yön verebilmemizin ön koşulu, bulunduğumuz noktayı doğru tanımlayabilmektir. Burada konumumuzun istediğimiz noktada olmamasını bir problem olarak algılamamalıyız. Problemler genellikle zamanında doğru yapılmayan işler sonucu ortaya çıkar. Daha önce yapılan doğru ve yanlışlar da bizi bulunduğumuz konuma taşır. Atacağımız adımların nereden başlayacağını bilmemiz bakımından bulunduğumuz nokta ebetteki önemlidir ama bizim için daha önemli olan potansiyelimize göre belirlenmiş olan hedefimizdir. Hayatımızı hedefe yönelik doğru bir şekilde düzenleyerek de problemlerin ortaya çıkışını olabildiğince engelleyebiliriz.

Farklı olanı denemekten kaçınır, fikirlerimizi cesaretle söyleyemez, öz eleştiri yapamaz, tecrübelerden ders çıkaramaz, üzerine bir de her şeyi bildiğimizi iddia edersek; ne yeteneğimizi ne de potansiyelimizi keşfedebiliriz.

Keşfedilmemiş potansiyel ile ortaya konmuş hedeflerin rasyonel olması beklenemez. Dolayısıyla farkındalığımızı artırmalı, potansiyelimizi keşfetmeli, edineceğimiz tecrübe ve bilginin bizi vizyoner bir bakış açısı ile rasyonel hedeflere ulaştırmasını sağlamalıyız.

Bundan sonra artık “sorun” değil “hedef ve çözüm” odaklı olacağız ve çabamızı, amacımıza yönelik ihtiyaçlarımızı karşılayabileceğimiz ortamları yaratmaya harcayacağız. Bu kadar sözün üstüne tabiiki “amaca giden her yol mubahtır” demeyeceğiz.

Kişisel etkimizi, gücünüzü ve motivasyonumuzu artırmak için kullanacağımız yöntemlerin çevremizdekileri de olumlu yönde etkilemesine özen göstermeliyiz.

Kendinize daima düşman yerine dost veya destekçi kazanmayı amaç edineceğiz.

Dünya tarihine kısaca bir göz atarsanız çok büyük işler başarmış insanların arkasında onları destekleyen büyük kitleler olduğunu görürsünüz. Bu pencereden baktığınızda günümüz sosyal ağ çılgınlığı çok da anlamsız gelmeyecektir. Aslında herkes kendince fark edilmek, tanınmak, kabul görmek, sevilmek ve hatta takip edilmek istiyor. Bunu kendine hedef olarak seçerek akıllıca davrananların çok büyük kısmının maddi kazanç elde ettiklerini de görüyoruz. Bir başarı elde etmiş her insan başkaları tarafından alkışlanmak, takdir ve tebrik edilmek ister. Belki bu davranış, bu beklenti insanlık tarihinin başlangıcından beri vardır. Olimpiyat şampiyonlarının, futbolda dünya kupası kazanan takımların veya kendi sahasında kupa kaldıran herhangi bir takımı gözünüzün önüne getirin, her şey çok daha net görülecektir. Hepimizin bildiği gibi seyirciler takımın ilave oyuncuları olarak tanımlanır. (İlerleyen yazılarımızda bu etkileşimin nasıl kurgulanabileceğini de anlatacağız.) Farklı bir bakış açıyla buradan paylaşacağımız bilgiler ve tavsiyelerle hayatınızda gerçekleştireceğiniz değişiklikler, dolaylı olarak sizi ister sanal ister gerçek sosyal ağ çılgınlığı içinde bir yere konumlandıracaktır. Bu yadsınamaz durumu zaten öngörüyoruz. Ancak amaç değil, araç veya yan kazanımlardan sadece birisi olarak.

Tüm bu anlatılanların ışığında hayatımızı hedeflerimize göre domine etmeye başlayabiliriz.

Çalan saat ve uyanan insan görüntüsü yüzlerce sinema filminde tanık olduğunuz bir klişedir. Bu klişenin işimize yarayan bölümlerini biz de kullanacağız. “Klişeleri toptan reddetme” işi aynı zamanda bir ön yargı, bir ön kabul olduğu için bundan da sıyrılacağız. Bu tip kavramlarla boğuşmadan işimize bakacağız. Çevrenizdeki insanların sizin davranışlarınıza karşı gösterdikleri reaksiyonları sürekli ciddiye alarak, değer vererek kendi hayatınızı düzenleyemezsiniz. Bir önceki yazımızda hedefimize giden yolda enerjimizin yaşamsal döngüleri kullanacağımızı söylemiştik. İhtiyaçlarımızı karşılayacak ortam yaratma işine ebetteki yaşadığımız yerden, gözümüzü dünyaya açtığımız zamandan başlayacağız. Bilgisayar kullanıcılarının aşina olduğu şekilde betimlemek gerekirse zaten her sabah “F5” düğmesine basıyoruz. Bu bizim günlük döngümüz. İyi bir başlangıç için en ideal zaman.

Sabah sabah ne enerjisi diye söylenen uykuculara hatırlatmak isterim: “düşük enerji ve motivasyon ile hedefine ulaşan tek canlı” kaplumbağadır. Hayvanlar aleminde yer alan bu arkadaşın (kaplumbağanın) bilinen yegâne hikayesinde de kariyeri kendinden menkuldür. Tek bir hikaye ile parlamış, tek bir filmde başrol oynamış sonra kaybolup gitmiştir. O dönemin pop starı. Peki o meşhur hikâyede kaybeden olarak bildiğimiz tavşan. Sizin de takdir edeceğiniz gibi onun kariyeri değme Hollywood yıldızlarından daha parlaktır. Bu arada aklıma gelmişken yazmadan edemedim; insanlar aleminde de diyet yaparak veya yavaş koşarak olimpiyat altını almış tek bir sporcu yoktur. Bizim hedefimiz yanımızda değil ki sadece başımızı çevirip alalım, peşinde olduğumuz şeyi zaten önümüze ve yukarıya biz koyduk. Ezcümle, bize lazım gelen şey yüksek enerji ve motivasyondur. Bu kadar basit. Uzaya çıkmadığınız sürece hayat aslında hiç de garip değildir. Basit ve ön görülebilir. Engeller ise elbette ki olacaktır. Bu dünyada çok büyük işler hep bir şeylere rağmen başarılmıştır. Bu işlerin büyük olmasının sebebi zaten imkansızlıklara, onlarca engele ve güçlüğe rağmen başarılabilmesidir.

Kendisine doğru düzgün bir hedef koymayan, koyduğu hedefe ulaşmak için etkin efor göstermeyen insanlar; işler sarpa sarınca, çıkış yolu bulamayınca başarısızlıklarının üzerini örtmek için her türlü mazereti üretir, olayları olduğundan daha karmaşık ve zor göstermeye çalışır. Bu nedenle şimdiden altını çizmekte fayda var, işler göründüğünden ya da düşündüğünüzden daha basit yollarla çözülebilir, “basit olan işe yaramaz” ön kabulünü de diğer ön yargılarınızın yanına fırlatıp atın.

Şimdi güne yüksek enerji ve motivasyonla başlayabilmeniz için basit ama etkili yapılacaklar listesini sıralıyoruz:

  • Her sabah kendi kendinize ilk söyleyeceğiniz şey, “hayatımın baş rolü benim, güçlü ve mutlu bir başlangıç” veya size daha yakın, söylemekten bıkmayacağınız size ait bir ifade olsun. Güne başlama mantranız/mottonuzu belirleyin.
  •  Evden çıktıktan sonra unuttuğunuz bir şey için geri dönmemek adına, bir gece önce işinizle ilgili hazırlığınızı tamamlayın. Gerekirse küçük bir kontrol listesi yapın.
  •  Saatinizin alarmını sevdiğiniz, temposu yüksek bir melodi ile değiştirin. Normal insanlar nefret ettiği bir sesle/müzikle uyanmak istemezler. Sizin için de uygun bir ses veya müzik mutlaka vardır.
  •  Uyandıktan sonra sevdiğiniz hafif tempolu müzikleri dinleyin. Hatta eşlik edin. Evinizde sizi kimse ayıplamaz merak etmeyin. Dans bile edebilirsiniz tabiiki abartıya kaçmadan. Enerjinin bir kısmını pijamalarınızın yanında evde bırakmak istemezsiniz. (Not:Bir arkadaşım sabah traş olmadan hemen önce misket havasında yaklaşık bir dakika oynardı. Güne hep mutlu başladığını gördüm. Biz akıllı ve kibar insanlardık ona da hiç bu yüzden deli demedik)
  • Müziğin bu konudaki olumlu etkisi tahmininizden çok yüksektir. Dinleyeceğiniz müziğin ritminin, dinlenim nabzınıza oranla kısmen daha hızlı bir tempoda olmasına özen gösterin. İnternetten sevdiğiniz şarkının/müziğin temposunu öğrenebilirsiniz. 120-140 bpm yeterli olacaktır. (Yatmadan önce ise tam tersi daha yavaş tempolu müzikleri 110 bpm altı new age türünü tavsiye ederim).
  • Melankolik müziklerden de arkadaşlardan da uzak durun. Bulaşıcı olabilir. Ben mutlu ve başarılı bir melankolik görmedim. Eminim siz de görmemişsinizdir.
  • Evinizi sabahları, sarı ışık ağırlıklı aydınlatın. Ani ışık parlamalarının sizi rahatsız etmesine izin vermeyin. Eğer alerjiniz yoksa çiçek kokusu da fayda sağlayacaktır. Evinizde yeşil yapraklı bitkilere de yer ayırın.
  • Odanıza en sevdiğiniz manzaranın resmini/fotoğrafını yerleştirin. Pencereyi açın veya balkona çıkın içinize biraz taze hava çekin.
  • Televizyonu mümkün mertebe açmayın. Olumsuz haberlerle güne başlamak istemezsiniz.
  • Kahvaltıyı abartmayın. Hızla yükselen kan şekeri kısa sürede sonra tekrar acıkmanıza sebep olur. Midenizi rahatsız ettiğini bildiğiniz hiçbir gıdayı almayın.
  • Zamanınız bol ve bulunduğunuz ortam hava temizliği bakımından uygunsa hafif yürüyüş de yapabilirsiniz. Ancak sabah sporu iddialı bir iştir. Sporcu değilseniz tavsiye etmiyoruz.

Günün ilk saatlerinde duyularınızı hareketlendirecek bu tavsiyeler, sizin enerjik ve kontrollü bir şekilde güne başlamanızı sağlayacaktır. Deneyin göreceksiniz. Hiçbir filmde figüranların sabah güne nasıl başladığını göremezsiniz. İddialı uyanışları olmaz. Biz de zaten söylediğimiz gibi başrol oyuncuları ile ilgileniyoruz. Burada amacımız hem fiziksel hem de ruhsal olarak zinde uyanmanızı sağlamak. Bir an önce uyanın, yapılacak çok işimiz var.

Sonraki yazımızda “sahne iki-İşe başlıyoruz”.

fitnews

Fitnews. Sağlıklı Yaşam Rehberiniz.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir